Deccal Geldi mi ?

Tek gözlü olacak, dünyanın her yerinde insanların büyük bir ekseriyetini etkisi ve hükmü altına alacak, insanlık değerleri, vijdan, merhamet ve iyiliği kaldırarak, toplumları baskı altında tutarak, evlerinize kadar girerek, çocuklarınızı esir ederek, yer gök dahil herşeyi duyup, herşeyi görecek, yanlışı doğru, karayı ak, maddeyi ilâh, kurdu kuzu, cehennemi cennet gibi gösterecek demişlerdi.

Tam da dedikleri gibi oldu !

Artık; tüm dünya; onun ekseninde dönmekte, insanların ezici bir çoğunluğunu hakimiyeti altında tutarak gündemi, doğruyu, akı karayı, kurdu kuzuyu o tayin etmekte, tek gözüyle herşeyi görüp duyarak bizleri o yönetmekte.

Sabah kalkınca en önce ona bakıyor, işlerimizi onunla yapıyor, eğlencemizi.. iletişimimizi onunla karşılıyor, evimiz de dahil çoluk çocuk.. onun karşısında ve gözünün içine bakarak yaşıyoruz.
Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, gecemiz gündüzümüz onun renkli ve cezbedici dünyasında geçiyor.
Deccal Geldi !

Elindeki siber savaş aygıtlarıyla yeryüzü üzerinde görmediği bir delik, duymadığı bir fısıltı, izleyip kaydetmediği bir iletişim yok.

Genelkurmayların kozmik odalarından, hükümetlerin, istihbarat kurumlarının, güvenlik güçlerinin özel toplantılarından, politikacıların yatak odalarından bile duyduklarını, izlediklerini arada bir dinletip göstererek gücünü kudretini, her zaman, her yerde, herşeyi görüp duyduğunu da ispatlıyor bizlere.

Telekomünikasyon ve internet sunucu merkezlerindeki switchlerin içindeki chiplere gömülü özel yönlendirme yazılımları ile, okyanus dibindeki ve ülkeler arasında çekili fiberoptik haberleşme kablolarının karaya çıkış ve ülke bağlantılarındaki aparatları ile, mobil telefon şebekelerinde oluşturulan sanal hücre sistemleriyle, alışveriş ve ödeme sistemlerinde kullandığımız kredi kartlarıyla, mobil cihaz ve smart TVlerimizdeki bizden habersiz çalışmakta olan izleme dinleme programlarıyla izleyip, kaydedip, konum belirleyip kontrol ediyor bizleri.



Salonlarımızdaki büyük ekranlı televizyonlarımızda, pc monitörlerimizde, padlerimizde, phonelerimizde, androidlerimizde, güvenlik kamera ve monitörlerimizde, dünya çevresinde tespih taneleri gibi yan yana dizili yakın gözlem ve GPS uydularıyla, şehir ve kasabalarımızdaki yerini bile bilmediğimiz yüzlerce mobeselerle, birçoğu kamufle edilmekte olan baz istasyonlarıyla, yüksek çözünürlüklü kamera takılı İHAları ve droneleriyle; her an onunla birlikteyiz.

Telefonların sms-lerinden, sosyal medya portallarından 'hayırlı cumalar, hayırlı kandiller.. mesajlarıyla sevaba girerek cennete gidilebileceğini bile empoze etti.

Kimileri onun dünya çapında duyulacak büyük bir gürültü ve şatafatlı bir törenle gökten ineceğini zannetti ?
Kimileri televizyon akşam ana haber bülteninde, flash flash anonsuyla geldiğinin naklen yayınlanacağını bekledi ?

Ama o; sessizce, adım adım ilerleyerek, etki alanını ve yeteneklerini geliştirerek, kapitalizmin sürekli ihtiyaç duyduğu askeri teknoloji, haberleşme, izleme, gözleme, kaydetme tekniklerini kullanarak, askeri alanda kullanıp geliştirdiği yeteneklerini daha sonra da paraya çevirmek için günlük hayata uygulayarak yavaşça ve derinden geldi.

Deccal geldi !

Ve büyük bir çoğunluğumuz onun renkli eğlenceli, 9 taksitli, medyatik, olağanüstü cezbedici sahte - çakma cennetinde ! yaşıyoruz.

''Balık Derya içinde Yaşar, Deryayı Bilmez'' atasözündeki gibi;
deccaliyetin hüküm sürdüğü bir alemde yaşamakta olup ta ! ne olduğunu anlayamayan, düşünüp idrak etmekten korkan, idrâk edemediğini inkâr eden; android işlemcili, boyunları ekranlara eğilerek gözleri kilitlenmiş zombi bilinçli insanımsılar haline mi evriliyoruz ?