Einstein'ın son röportajı

Einstein’ın yüz yıl önce teorik fizik yöntemi ve hesaplamalarla ortaya koyduğu uzayı ve zamanı büken yerçekimsel dalgaların varlığı; günümüz bilim dünyası tarafından nihayet onaylanmış ve lütfedilip ! kabul görmüş.
Güneş’in 30 katı aşan büyüklükteki iki dev kara deliğin 1.3 milyar ışık yılı ötelerdeki çarpışmasıyla ürettiği yerçekimsel dalgaların çok küçük titreşimlere sahip sinyalleri, karadeliklerin çarpışma esnasındaki spiral hareketin ortaya çıkardığı yerçekimsel dalgalar ses dosyasına dönüştürülerek dinlenilmiş.

ABD’deki California Teknoloji Enstitüsü, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve LIGO Bilimsel İşbirliği Kurumu’na bağlı bilim adamları yüzyıl sonra bugün Massachusetts eyaletindeki Washington kentinde bir basın toplantısı düzenleyerek deneysel olarak ispatlanan bu gerçeği sonunda onaylayıp kabul etmişler !



Binaltıyüzlü yıllarda ‘’Dünya yuvarlaktır ve kendi ekseni etrafında dönmektedir’’ dediği için dönemin firavunluk kurumu Hırıstiyan kilisesi tarafından aforoz edilerek cezalandırılıp zindanda çürütülerek öldürülen Galileo Galilei’nin tespit ettikleri; öldükten uzunca yıllar sonra doğru olarak anlaşılabilinmiş ve ''adam haklıymış beyler'' denilmiş.

Bindörtyüz yıl önce ' Kuran ' ve ' Hadis ' adı ile aktarılan bilgileri; anlayıp yorumlayabilmek ve anladıkları kadarını uygulayabilmek için yedi mezhebe, yetmişyedi fırkaya, yediyüzyetmişyedi tarikata ayrılan aynı dinden insanların; fikir, yorum ve uygulama ayrılıkları, günümüze kadar devam ediyormuş ve kıyamete kadar da devam edecekmiş.

Bugünün dünyasındaki muazzam teknoloji, donanım, yazılım ve bütçe imkânlarına sahip ileri düzeydeki kurumların insanların dahi; hikâyemizin başlangıcındaki örnekte olduğu gibi gerçekleri söylenenden yüz yıl sonra anlayabildiği, değerlendirebildiği, uygulamaya başlayarak onayladığı bir dünyada  . . Kim ? Kime ? Neyi ? Neden ? Nasıl anlatacak ?

Ortaokul öğretmenimin dersin sonunda dışarı çıkarken espri ile karışık söylediği gibi ‘’anlayanlar anlamayanlara mı anlatsın’’ ?
Yoksa eski bir Türk atasözünde mecâzi olarak anlatılmak istenen ‘sal çayıra .. mevlam kayıra’ mı ?

Yirmili yaşlarımızda büyük bir bilgi açlığı ve merakla su gibi okuyup mutlak gerçeği bulmaya çalıştığımız dönemdeki Darwin’in, Engels’in, Freud’un kalın ve ağır kitaplarının sonunda gördüğümüz ’bilim ilerledikçe bir gün bütün bu soruların da cevabı verilecektir’ ötelemeleri . .

’İlmin Kapısı’’ olarak tanımlanan Hz. Ali’nin ‘ / ’ İlim; bir nokta idi. Cahiller onu çoğalttı ‘ şifresi.

Hepimizin duyup bildiği fakat idrak etmekte ve yaşantısına, düşünce dünyasına uygulamakta es geçtiği Einstein’ın ’ insan önyargılarını değiştirmek atomun çekirdeğini parçalamaktan daha zordur’ deyişi.

Modern fiziğin kuantum biliminin bugünün teknolojik olanaklarıyla açıkladığı son insan dünyası tarifi;
'' kim olursan ol; ortak bir dış dünyada değil, kendi orjin beyninin ürettiği kendine özgü içsel hayal dünyan'da yaşıyorsun.

Algıladığın ve hüküm verdiğin her şey, beynine daha önce giriş yapan data (bilgi) altyapısı tarafından çözümlenerek oluşturulan, mutlak gerçeğin çok küçük kesitsel verilerden ibaret 'SEN' in özel dünyandır.
Herkes kendi dünyasında yaşamakta ve yaşayacak sonsuza dek ! ''
Uzak evrenlerdeki kara deliklerin çarpışmalarının yüz yıl sonra ses frekansına çevrilmesiyle algılanarak bir gerçeğin kabul edilmesiyle başlayan böyle bir karamsar konuyu Einstein'ın son röportajı ile sonlandıralım biz en iyisi !