Televizyon izleme dünya rekorumuz.

  RTÜK’ten alınan ölçüm değerleri ve medya sektöründe izleme ve kayıt işleri yapan firmanın topladığı verilere göre 2016 yılında dünya genelinde günlük televizyon izleme oranlarında 330 dakika ile dünya rekoru kırmışız.
Gününün büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçiren Türk halkının ilk tercihi magazin programları ve diziler olmuş.

  Televizyon izleyicilerinin profil yapılarının da çıkarıldığı araştırmada; kadın izleyiciler sırasıyla yarışma, dizi, kadın programları, reality show ve magazin programlarını ağırlıklı olarak izlemiş.
  Erkek izleyiciler ise yalnızca tartışma programlarının olduğu dilimde kadınların önüne geçmiş.
Ülkelere göre televizyon izleme oranların ilk sıraları da aşağıdaki gibi olmuş.

   Türkiye 330 dk. - Japonya 265 dk. - İtalya 261 dk. - Polonya: 247 dk. - İspanya: 244 dk. - Rusya: 239 dk. - İngiltere: 232 dk. - Fransa: 226 dk. - Almanya: 221 dk.

  Bizlere nurlu ufuklar, mutlu yarınlar, az çalışarak çok harcama rüyaları gördürerek tüketim toplumları yaratan kapitalizm, dünyanın büyük bölümünde olduğu gibi bizim ülkemizde de insanların beyinlerinin ırzına geçerek düşüncelerini dumura uğrattı.

  Dünya medya tröstleri ile entegre olarak çalışan ve formatlarını bu tröstlerin programlarından oluşturan bizim televizyon kuruluşlarımız da toplumun beyinlerini iğfâl etme konusunda çok başarılı bir performans göstererek yukarıdaki birincilik zaferini ülkemize kazandırmış oldu.

  Penguen televizyonculuğu, Havuz Medyası, Yandaş Medya, Alo Fatih .. gibi orijinal isimlerde yaratarak bu sektörde büyük başarılara imza attı.
Türkiye toplumu son 20 yıllık süreçte; sadece eğlence ve haber alma işlevini değil . . bilgilenme – öğrenme gereksinimi de televizyon kanallarından edinerek bugünkü üst düzey kültür ve bilinç seviyesine yükseldi !

  Eğlenirken öğrenmek – televizyon kültürü .. gibi ifadelerle tanımlanan görsel kültürü inceleyen uzmanlar . . işin sonunda insanların önceleri eğlence olsun diye izledikleri programlardan hoşlanmaya - benimsemeye ve düşünme yetilerini dumura uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklarını öngörmüşlerdi.

  Telekomünikasyon ve görsel teknoloji altyapılı televizyon kanalları, internet portalları ile sürekli olarak eğlence, oyun, video ve görüntü bombardımanına maruz kalan insanların artık bilgiyi kitaplardan değilde televizyon ve internet görsellerinden alacağını belirttiler.
( ülkemizdeki '' din bilgilerini; ramazan ayındaki çakma hocaların magazin programlarından..
tarih bilgilerini; kurucu önderlerine küfreden meczupların konuşturulduğu programlardan öğrenmeleri '' örneğinde olduğu gibi )

  Bu sürecin bir evresinden sonrada .. otoriter devlet yapılarının ve sermaye sınıfına hizmet sunan iktidarların kitapları yasaklamaya, toplumu baskı altına alarak onları zaptu rapt altında tutmalarına gerek kalmayacağını söylediler.

  Ayrıca televizyonun bir “üst-araç” (meta-medium) statüsüne, yani sadece bilgi edinme değil,
öğrenme araçlarına, bilgiye ulaşma yollarını da yönlendiren statüye yükseldiği tanımında bulundular.

  Görsel medya ve topluma etkileri konusunda araştırma yapan bir düşünürün söylediği
 ‘’ Yaşama ıstırabını dindirmenin tek çaresi medyatik evrene sığınmak... ‘’ mıdır acaba ?